About the author  ⁄ admin

Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu’nun (ABTTF) da asil üyesi olduğu Avrupa Halkları Federal Birliği (FUEN) çatısı altında faaliyetlerini yürüten Türk Azınlıkları/Toplulukları Çalışma Grubu’nun (TAG) ikinci yıllık toplantısı 9-12 Kasım 2015 tarihlerinde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapılacak. FUEN’in üye kuruluşu Meshet Türkleri Cemiyeti Azerbaycan’da “VATAN”ın ev sahipliğinde düzenlenecek toplantıya ABTTF’yi temsilen Başkan Yardımcısı Sami Yusuf iştirak edecek.

Toplantı, Avrupa’nın altı farklı ülkesinden Türk azınlık ve topluluklarının çatı kuruluşlarının üst düzey temsilcilerini bir araya getirecek. Toplantıya, Batı Trakya Türk Azınlığı’nı temsilen ABTTF’nin yanı sıra Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi ve Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD), Rodos, İstanköy ve Onikiada Türklerini temsilen Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği, Ahıska Türklerini temsilen Milletlerarası Meshet Türkleri Cemiyeti “VATAN” ve Meshet Türkleri Cemiyeti Azerbaycan’da “VATAN”, Karaçay-Balkar Türklerini temsilen Karaçay-Balkar Geleneklerini Güçlendirme ve Geliştirme Toplumsal Kuruluşu “Bars El”, Kırım Tatarlarını temsilen Kırım Tatar Milli Meclisi, Kırım Karaimleri temsilen Kırım Karaimler Birliği ve Kumuk Türklerini temsilen Kumuk Türkleri Derneği katılacak. FUEN TAG’ın 20-23 Kasım 2014 tarihlerinde Ankara’da yapılan ilk yıllık toplantısından bugüne kadar geçen süreçte Türk azınlık ve topluluklarına ilişkin yaşanan gelişmelerin değerlendirileceği toplantıda, çalışma grubunun faaliyetleri ve Türk azınlık ve topluluklarına yönelik yakın gelecekte gerçekleştirmeyi öngördüğü uluslararası çalışmalar da ele alınacak. Toplantı çerçevesinde Azeri bakan yardımcısı ile de kendisinin makamında bir görüşme gerçekleştirecek olan katılımcılar, sosyal ve kültürel program dahilinde Türk şehri Bakü ve Bakü’nün tarihi ve kültürel mekanlarını da yerli rehberler eşliğinde ziyaret edecekler.

http://www.burasibatitrakya.com/component/k2/item/5213-fuen

Read More →
Yunanistan’ın Porto Carras düzenlenen Dünya Yaş Grupları Satranç Şampiyonası’nın 12 yaş kategorisinde Bulgaristan’ı temsilen katılan Nurgül Salimova, altın madalya kazandı.

18 yaş altı kategorisinde Amerikalı Carissa Yip ile yarışan Nurgül, 11 partide 8 galibiyet ve 3 beraberlik elde ederek Dünya şampiyonu oldu.

Bulgaristan’ı başarıyla temsil eden Nurgül Salimova, “Çok mutluyum. Şampiyonluğu elde edeceğimden emindim” diye ifade etti.

Şampiyonaya 91 ülkeden yarışmacı katıldı.

Kaynak: Kırcaali Haber

 

Read More →

Değerli Basın Mensupları,

18 Ekim 2015 tarihinde Bulgaristan’ın Ankara Büyükelçisi Sayın Nadejda Neinski tarafından Bulgar Ulusal Radyosu (BNR)’na verilen röportajın içeriğinde kullanılan kavramlara ilişkin camiamızda oluşan rahatsızlık nedeniyle açıklama yapılması zarureti doğmuştur.

Sayın Büyükelçi söz konusu röportajda “Türkiye’de 400 binin üzerinde Bulgaristan vatandaşı yaşadığından bahsederek “Bursa’nın en fazla Bulgarın bulunduğu şehir olarak düşünüldüğünü ifade etmiştir. Devam eden cümlesinde ise Bursa’daki “3 milyonun % 62’sinin Balkan ülkelerinden olduğunu ve bunların % 70’nin Bulgaristan’dan olduğunu” belirtmiştir. (Bkz. http://bnr.bg/post/100614456/nadejda-neinski-shte-raboti-za-priznavane-na-balgarskite-diplomi-v-turcia#st_refDomain=www.facebook.com&st_refQuery=/)

Sayın Büyükelçi’nin bu cümlelerini derin bir hayal kırıklığı ve üzüntü içinde karşıladığımızı özellikle belirtmek isteriz. Zira kendisinin kullandığı “Bulgar” kavramı gerçeği yansıtmamaktadır. Bulgaristan kökenli olarak ifade edilen kişiler Bulgar değil, bilakis etnik kimlikleri nedeniyle Bulgaristan’da baskı ve asimilasyon politikalarına maruz kalmalarının ardından Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Türklerdir. Bunların kökeni de 14. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Anadolu’dan Rumeli’ye yerleştirilen Yörüklere dayanmaktadır. Ayrıca hâlihazırda Bulgaristan’da yüz binlerce Bulgaristan vatandaşı Türk’ün bulunduğunu da kamuoyunun dikkatine arz ederiz. Bu vesileyle konuya ilişkin durum tespiti yapmak ve gözlemlerde bulunmak üzere Sayın Büyükelçi’yi Bursa’da konuk etmek istencimizi bildiririz.

Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu (BRTK) olarak iki ülke arası ilişkilerde önemli görevler üstleneceğini umut ettiğimiz Sayın Büyükelçi’nin söz konusu ifadesini büyük bir talihsizlik addettiğimizi belirtir, bu konuda camiamızın hassas çizgilerini kendisine hatırlatmak isteriz.

Kamuoyuna ve soydaşlarımıza önemle duyurulur.
Zürfettin HACIOĞLU
Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu (BRTK)
Genel Başkan

Read More →

Merkezi Edirne’de bulunan Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği ev sahipliğinde Gümülcine Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği ve Kırcaali Buket Derneği üyeleri 8 Mart Kadınlar Gününde Hilly otelde yemekte bir araya geldiler.

Programa, Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Dışişleri Bakanlığı Edirne Temsilcisi Büyükelçi Murat Ahmet Yörük,dernek başkanları ve üyeleri katıldı.

Her yıl farklı bir ülkede gerçekleştirilen 8 Mart Kadınlar Günü organizasyonu bu yıl Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği ev sahipliğinde Edirne’de gerçekleştirildi.

Programda konuşma yapan Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, Edirne’nin 201’inci valisi olmaktan gurur duyduğunu söyledi.

Bir şairin tabiriyle sözlerine devam eden Vali Şahin, “Bir şehir başkent olmuşsa ilelebet başkenttir der şair. 1453’ten öncesi 10 devletin Anadolu’nun ve Trakya’nın başkenti Edirne’dir. Bunu Balkanlar ve Rumeliler çok iyi bilir. Kadına önem veren toplumlar yücelir, yükselir. Kadına önem vermeyen toplumlar da hep gerilerde kalır. Buraya katılanların ve tüm bayanların o güzel günü olan 8 Mart Kadınlar Gününü kutluyorum” dedi

Programda konuşma yapan, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Kırcaali’den, Gümülcine’den ve Balkanların dört bir yanından Edirne’ye gelen konuklara hitaben, “Balkan insanı ne dininden, ne dilinden, ne anavatanından, ne bayrağından, ne de kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten asla ve asla vazgeçmez. Bütün kadınlarımızı saygıyla selamlıyorum. Kurtuluş savaşının kazanılmasında hepsinden öte cepheye taşıdığı mermi ıslanmasın diye 2 aylık bebeğinin sırtındaki hırkayı çıkarıp, bebeğinin ölümü pahasına o top mermisinin üzerine örten Ayşe ve Fatma bacıların hakkı çoktur. Bu gün Türkiye Cumhuriyeti varsa büyük Türk kadının eseridir” şeklinde konuştu

Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Dr. Esma Gündoğdu ise “Her ne kadar biz 8 Mart Dünya Kadınları Günü nedeniyle buraya toplansak ta, bizi burada bir araya getiren Balkan kardeşliğidir. Bu kardeşlik asırlar boyu sürmüştür. Asırlar boyu süren bu kardeşliğin önünde hiçbir sınır, tel örgü, siyasi ya da diktatörler, bunu bozamadı, hatta hava koşulları bile bozamadı. Bu kardeşliğimiz aynı şekilde yüzyıllar boyu sürecek. Balkanlarda halen Türkçe konuşuluyorsa, ezan sesi varsa, Türküler söyleniyorsa bunu kadınlarımıza ve analarımıza borçluyuz. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum ” ifadelerini kullandı

Kırcaali Buket Derneği Başkanı Sabiha Mestan da konuşma gerçekleştirdi. Kırcaali bölgesinde yoğun kar yağışı nedeniyle Kırcaali Belediye Başkanı Hasan Aziz’in geri döndüğünü belirten Mestan,Başkan Azizi’in selamlarını iletti. Mestan, “Dönüşümlü olarak bir araya geldiğimiz toplantılarımızdan bu yıl Edirne’deyiz. Balkanların aynı kültürü yaşayan, aynı Türküleri söyleyen, aynı dertlerle kavrulan güzel insanları olarak bir araya geldik. Kalbimiz bir atıyoruz. Bundan sonra da hedefimizi büyütmemiz gerekir, 3 ülke Türkiye Yunanistan ve Bulgaristan bir araya geldik. Bu coğrafyayı biraz daha genişletmemiz gerekiyor. Bizim Müslüman Türk kardeşlerimiz Makedonya’da da var, Kosova’da da var, Romanya’da da var, tüm Avrupa’da var. bu yüzden hedefimizin daha büyük olması gerekiyor. Seneye Makedonya olsun inşallah oraya gideriz hep beraber oluruz” diye konuştu

Gümülcine Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği Başkanı Sami Toraman, Dünya’da kadınların seçme ve seçilme hakkı yok iken, Mustafa Kemal 1934 yılında bu hakkı kadınlara tanıdı. Bugün ne yazık ki bazı Müslüman ülkelerde hala kadına ehliyet alma hakkı dahi vermiyor. Hala biz çocuk gelinleri görüyorsak, ve hala töre cinayetlerini işleniyorsa istediği oğlan ile evlendi diye bunların üzerine gitmek zorundayız” dedi.

Programda balkan türküleri seslendirildi8 mart-2015

Read More →

30 yıl önce Bulgaristan Türkleri’ ne karşı  totaliter – baskıcı Bulgaristan  rejimi tarafından uygulanan asimilasyon politikalarına karşı, başlatılan haklı direniş sırasında 17 aylıkken şehit olarak bu direnişin simgesi  haline gelen  Türkan Bebeğin anısını yaşatmak için geçen yıl  Edirne Eski Göçmen Evleri önündeki parka  ismi verilmiş ve anıtı dikilmişti.                                                                                                    Bu davanın 30. Yılı olan, 26 Aralık 2014 tarihinde Türkan Bebeği  ve bu davada hayatlarını kaybeden şehitlerimizi  ve artık ebediyete intikal etmiş olan tüm gazilerimizi anmak için düzenlenen Anma Törenine  Trakya’dan,  Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden,  Bulgaristan’dan ve Edirne’den yüzlerce kişi “ Türkan Bebek “ parkına akın etti.                                                                                                                              Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen  Anma Töreni’ne, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay,  Avrupa Parlamentosu Milletvekili ve Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) Gençlik Kolları Genel Başkanı İlhan Küçük, Rumeli Balkan Türkleri Konfederasyonu Başkanı Zülfettin Hacıoğlu, İzmir, Eskişehir, Bursa, Adana Balkan Türkleri Federasyonları  Başkanları ve Edirne Balkan Türkleri Federasyonuna bağlı tüm dernekler katıldı.                                                                                                                                                                                              O acı günlerin 30. yıldönümünde düzenlenen anma töreni saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması ile başladı. Daha sonra günün anısına öğrenciler  ve emekli öğretmen Halil Türkan tarafından okunan şiirler gelenleri duygulandırdı.                                                                                                          Edirne – Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Esma Gündoğdu anma töreninin açılış konuşmasına şu sözlerle başladı : “ Bundan 30 yıl önce ,26 aralık, tarihimizde en soğuk ve bir o kadar da karanlık bir gün olarak kalacak. Bir köy meydanında, annesinin kucağında tanklara karşı ismini savunan bir bebek –adı Türkan . Suçu Türk olmak.                                                                                                                            Evet, Türklük uğruna ne destanlar yazıldı Kırcaali’ de, Tuna’ da, Deliorman’ da Balkanlarda… Çünkü bir başkadır Balkanlarda Türk olmak. Ve bunu anlatmak, yazmak, çizmek gerek.                                   Bu gün siz 30 yaşında olanlar, bunları bilin ve çocuklarınıza bu hikayeyi anlatın. Gurur duysunlar kahramanlarıyla. Bilenler bilmeyenlere anlatsınlar. Ve nasıl Fatih Sultan Mehmet ile gurur duyuyorsa bir o kadar Mustafa Kemal Paşaya da sevdalı Balkanlar. Kolay değildir Balkanlarda Türk olmak.                “ DSC05140Rumeli Balkan Türkleri Konfederasyonu Başkanı Zülfettin Hacıoğlu konuşmasında : “ 30 yıl önce Bulgaristan Türklerinin üzerine kara bulutlar çökmüştü.  İsimleri, dilleri ve dinleri uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi saygıyla ve rahmetle anıyorum.  Biz 30 yıl önce yaşananları unutmadık ve unutturmayacağız diyoruz,  ancak bunu kin ve nefret için değil gelecekte bu acı günlerin bir kere daha Bulgaristan’da ve tüm Balkanlarda yaşayan Türklerin başına gelmemesi için bunu unutturmayacağız.               Avrupa Parlamentosu Milletvekili ve Hak ve Özgürlükler Hareketi Gençlik Kolları Genel Başkanı İlhan Küçük, “Türkan Bebeğin hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz” dedi ve şöyle devam etti : “ Bulgaristan günümüzde Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen, demokratik açıdan yine büyük problemler yaşıyoruz. Bulgaristan’ın ulusal televizyonunda yayınlanan 5 dakikalık Türkçe haberleri çok gördüler ve kapatmaya kalktılar. Genel Başkanımız Lütfi Mestan son seçimlerde iki cümle Türkçe konuştu diye ceza aldı. Ama biz bunun peşini bırakmadık, konuyu Avrupa Parlamentosuna taşıdık” dedi.                                                                                                                                                                                        Daha sonra kısa bir konuşma yapan CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay : “ Bu kültürümüz bizim, bir tarihçinin dediği gibi, Türkler olmadan dünya tarihini yazamazsınız demiştir. Ki gerçekten bu tarihi en iyi yazanların başında Balkanlardaki kardeşlerimiz gelmektedir.”

Son olarak konuşan Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan törendeki konuşmasında : 30 yıl önce Bulgaristan Türklerine karşı  totaliter rejim tarafından uygulanan asimilasyon politikalarına karşı  dinleri, dilleri, bayrakları, isimleri nedeniyle direnen  bütün şehitleri  saygıyla andığını söyledi  ve gazilere uzun ömürler diledi. O günleri hatırladıkça hala yüreğimiz sızlıyor. Allah sadece bizim milletimize değil, dünyada hiçbir millete böyle bir acıyı bir daha yaşatmasın dedi.“

Konuşmaların ardından Bulgaristan’dan gelen soydaşlar, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden, ve Edirneliler anıt önüne gelerek çelenk sundular ve kırmızı karanfiller bıraktılar.

 

 

 

 

Read More →

Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) Genel Başkanı Lütfi Mestan dün akşam partinin seçim sonuçlarına ilişkin basın toplantısında önce “Yerel seçim sonuçları HÖH partisinin siyasetten çıkarılmasının imkansız bir misyon olduğunu gösteriyor” dedi. Mestan, “Stratejik amaçları HÖH’ün siyasetten çıkarılması, silip süpürülmesi olan ana rakiplerin isteklerine gelince sonuçlar bunun mümkün olmadığını gösteriyor” diye vurguladı.

Buna karşı zıt gelen yeni bir siyasal gerçekliğin olmadığı yönündeki tek makul görüş, GERB’in koalisyon ortaklarının işine geldiği sonuçlarının GERB’in elde ettiği sonuçlarla aynı kabul edilmesi iddialarını kabul etmemizdir. Sonuçların İktidardaki GERB partisinin koalisyon ortaklarının belediye başkanlarından daha fazla bakanları olduğunu gösterirse, gerek Başbakan’a, gerekse diğer siyasi güçlere karşı daha dikkatli davranmalarını tavsiye ettiğini belirtti.

Mestan, “İlk tahminlerimize göre HÖH’ün 1995 yılından beri ikinci yerde başarılı bir seçim gerçekleştirmiş olacak” dedi.

Daha sonra basın toplantısında HÖH lideri, HÖH partisinin Milletvekilliği seçimlerine kıyasla gerçekten daha düşük oranda oy aldığını, fakat bunun Bulgaristan vatandaşlarını oy kullanma hakkından mahrum eden sadece Bulgaristan’da uygulanan ikamet zorunluluğundan kaynaklandığı için gerçek anlamda oy kaybı olmayıp yaklaşık 120 bin oyun verilmesine idari yolla engellendiğini ifade etti.

HÖH partisinin birinci turda 31 ilçede Belediye başkanlığı seçimlerini kazandığını, 23 ilçe ikinci turda mücadele edeceğini, onlardan 14 ilçede birinci parti olduğunu duyurdu. Nihai sonuçların 1 Kasım’da belli olacağını söyledi.

HÖH’ün ülkedeki siyasi konumunu korumasını sağlayan oylar için seçmenlere teşekkür eden Mestan, “Bu jeopolitik sorunlar nedeniyle de her şeyden önce Bulgaristan için iyi bir haber” dedi.

HÖH liderinin ifadelerine göre seçim sonuçları yeni bir siyasal gerçeklikleri ortaya çıkarıyor. Mestan, “Bu yerel seçimler Bulgaristan siyasetinde kimin nasıl yer aldığını ve hangi ölçüde rol oynadığını gösterdi. Avrupa’da uygulanan yeni bir iktidar formülüne ihtiyaç duyuluyor. Borisov’un kiminle koalisyon ortaklığını devam ettireceği, kimi koalisyon ortağı seçeceği kendi sorumluluğudur. Şimdiki iktidar formülünün bozuk olduğu ve Bulgaristan’ın AB ve NATO’nun tam üyesi statüsüne uygun olmadığı görüşümüzden vazgeçmeyeceğiz. Ciddi bir bozulma var. Yerel seçimlerin sonuçları, düzeltilmesi gerektiğini işaret ediyor.

Mestan, “Yaptığım değerlendirme HÖH’ün 43. Halk Meclisi çerçevesinde devlet yönetimine girmeye hazır olduğunu beyan etmesi olarak kabul edilmemeli. Böyle bir risk gören siyasi güçleri rahatlattım umarım. Yeni bir iktidar formülü gerekiyor” diye altını çizdi.

Mestan’ın ifadelerine göre seçmenlerin oyu ile partinin konumu arasındaki tutarsızlık, özellikle bu kadar geniş bir iktidar pozisyonlarına sahip olunduğu durumda iktidardaki koalisyonda gerginliğe yol açacak.

25 Ekim 2015 tarihinde yapılan Yerel Seçimlerin ilk turunda Hak ve Özgürlükler Hareketi tarafından ülke genelinde kazandığı Belediye Başkanlıkları. 

Blagoevgrad
Satovcha Belediyesi
Arben Mimenov
Yakoruda Belediyesi
Nuredin Kafelov

Burgas
Ruen Belediyesi
Ismail Osman

Dobriç 
Krushari Belediyesi
Dobri Stefanov

Kırcaali 

Çernooçene Belediyesi
Aydın Osman

Ardino Belediyesi
Resmi Murad

Cebel Belediyesi
Bahri Ömer

Kirkovo Belediyesi
Şinasi Süleymanov

Krumovgrad Belediyesi
Sebihan Mehmet

Kırcaali Belediyesi
Hasan Azis

Momçilgrad Belediyesi
Sunay Hasan

Plovdiv

Lıki Belediyesi
Valentin Simeonov

Razgrad

Zavet Belediyesi
Ahter Veliev

Loznitsa Belediyesi
Ayhan Haşimov

Samuil Belediyesi
Beytula Mümün

Tsar Kaloyan Belediyesi
Davut Alaoğlu

Smolyan

Borino Belediyesi
Mustafa Karaahmet

Madan Belediyesi
Fahri Molaysenov

Rudozem
Rumen Pehlivanov

Tırgovişte 

Antonovo Belediyesi
Taner Ali

Omurtag Belediyesi
Eşref Eşrefov

Opaka Belediyesi
Lütfi Reyanov

Haskovo

Mineralni Bani Belediyesi
Mümün İskender

Stambolovo Belediyesi
Muhlis Serbest

Şumen

Venets Belediyesi
Nehriban Ahmedova

Vırbitsa Belediyesi
Merdin Bayram

Kaolinovo Belediyesi
Nida Ahmedova

Hitrino Belediyesi
Nuridin İsmail

Stara Zagora

Pavel Banya Beleiyesi
İsa Besoolu

Pazarcik

Sırnitsa Belediyesi
Nebi Bozov

Kaynak: Kırcaali Haber

 

Read More →

Bugün Bulgaristan’da gerçekleşen yerel seçimlerde Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) adayları büyük oy farkıyla Kırcaali ilindeki 7 ilçede Belediye Başkanlıklarını kazandılar.

Oyların % 57’sini alan Hasan Azis dördüncü kez Kırcaali Belediye Başkanı seçildi.

İldeki kazanan diğer belediye başkanları şunlar: Ardino – Resmi Murad, Momçilgrad – Sunay Hasan, Cebel- Bahri Ömer, Çernooçene- Aydın Osman, Kirkovo- Şinasi Süleymanov ve Krumovgrad – Sebihan Mehmet.

Kaynak: Kırcaali Haber

Read More →

 

Hayatı boyunca karşılaştığı tüm zorluklara rağmen Bosna Hersek’i bağımsız bir devlet yapmayı başaran, en zor dönemlerde dahi halkın babası gibi etrafında kenetlendiği Aliya İzzetbegoviç, vefatının 12’inci yıl dönümünde ülkesinde ve tüm İslam aleminde özlemle anılıyor.
Bosna Hersek’in Bosanski Şamats şehrinde 1925 yılında dünyaya gelen Aliya, İkinci Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, sonrasında ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı verdiği mücadele ile ismini duyurmaya başladı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Boşnaklar’ı yaşanan biyolojik ve manevi soykırımdan korumak için Mladi Müslümani (Genç Müslümanlar) isimli, kolej ve üniversite öğrencilerinden oluşan teşkilatta görev aldı.

Gençlik yıllarında Bosna’daki Mladi Müslüman (Müslüman kardeşler )örgütü üyesi idi. Komünist Yugoslavya zamanında İslamcılık suçlamasıyla dört yıl hapis yattı.

ÜLKESİ İÇİN BÜYÜK ÇABA HARCADI

1983 yılında yayınlanan İslam Manifestosu adlı eserinden dolayı 14 yıla mahkum edildi ve 5 yıl daha hapis yattı. Cezaevinden çıktıktan sonra Aliya Izetbegović de Bosna-Hersek Özerk Cumhuriyeti’nde Demokratik Eylem Partisi (SDA) adı verilen bir siyasi parti kurdu. Bu parti Bosna-Hersek’te 5 Aralık 1990’da gerçekleştirilen genel seçimleri kazanarak lideri Aliya İzetbegoviç cumhurbaşkanı oldu.1992 bağımsızlık sonrası yaşanan Sırp işgali döneminde de ülkesini kurtarabilmek için büyük çaba harcadı.
Birleşmiş Milletler’in (BM) koruması altındaki Srebrenita’da 1995 yılında soykırım işlenirken Aliya, direncini kaybetmedi, halkına sabır ve direnmekten başka bir şeyin sözünü dünyanın ilgisizliğinden dolayı veremedi.

Avrupa’nın en büyük dördüncü silahlı gücü olan Yugoslavya Ordusu’nun üç yılda dize getiremediği Boşnaklar, savaşın lehlerine dönmeye başlaması üzerine uluslararası toplumun bakısıyla 1 Kasım 1995 tarihinde imzalanan Dayton Antlaşması ile Bosna Hersek’in sınırlarını korumayı başardı. Halkına uluslararası arenada tanınan bir devlet ve bayrak bırakan Aliya, sağlık durumu kötü olmasına rağmen, savaştan sonraki dört yıl boyunca da savaşın yaralarının sarılmasına ve ülkenin kalkınmasına önemli katkılarda bulundu.

Aliya İzzetbegoviç 4 yıl süren savaşta halkının liderliğini büyük bir cesaretle, azimle yaptı. Saraybosna bombalanırken burayı terk etmedi. Siyasi önderliğinin yanısıra entellektüel kapasitesi ve eseleriyle yarınlara mesaj bıraktı.

GÖKLERİ İNLETEN CENAZE

Daha evvel iki defa kalp krizi geçiren Bilge Kral, 10 Eylül 2003 günü evinde fenalaşmış ve düşme sonucu acilen hastaneye kaldırılmıştı. Ancak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve 19 Ekim 2003’te ruhunu teslim etti. İzzetbegoviç’in cenazesinde tekbir ve tehlil sesleri adeta gökleri inletmiş, Bilge Kral’ın naaşı gözyaşları içinde Saraybosna’nın kalbine defnedilmişti.

ŞEHİTLERİN YANINA DEFNEDİLMEK İSTEDİ

Son günlerinde kendisi için büyük bir anıt mezar yapıldığını öğrenen Aliya, devlet yetkililerini bu projelerinden vazgeçirterek, şehitler arasında mütevazi bir mezarda gömülmek istediğini iletti. Talebi üzerine Aliya, Saraybosna’daki Kovaçi Şehitliği’nde kendisi için hazırlanan mezara defnedildi. Merhum Aliya’nın, “Her şeye kadir olan Allah’a yemin ederim ki köle olmayacağız” şeklinde mezar taşında yazan sözü ise hayatı mücadele ile geçen liderin Boşnak halkına bıraktığı en önemli tavsiyelerinden biri olarak gösteriliyor.

Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç 19 Ekim 2003’te vefat etti. Yazarlık yönüde olduğu için kendisi “Bilge Kral” lakabı ile tanınmıştır. Hayatı boyunca Bosna Müslümanları için mücadele etmiştir.

BİLGE KRAL’IN ERDOĞAN’A VASİYETİ: BOSNA’YI BIRAKMAYIN
O zamanlar Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan, Aliya İzzetbegoviç’in vefatından önce kendisine bir vasiyette bulunduğunu açıklamıştı. Erdoğan, Bosna-Hersek’in kurucu devlet başkanı merhum Aliya İzzetbegovic’in vefatından saatler önce kendisine bir vasiyette bulunduğunu ve ‘Bosna size emanet. Buralar Osmanlı’nın bakiyesidir’ dediğini belirtmişti.

İZZETBEGOVİÇ’İN GENERALİNİN TEKBİRLİ SELAMLAMASI

2003 yılında hayatını kaybeden Avrupa’nın son yüzyılda gördüğü en önemli lider ve komutanlardan Aliya İzzetbegoviç’in izlenme rekorları kıran askerlerini selamlama görüntüleri hala hafızalarda tazeleğini koruyor.

 

 

Kaynak: Haber10

Read More →

 

Bulgaristan Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Rumyana Bachvarova, Edirne Valisi Dursun Ali Şahin’i ziyaret ederek, sınır güvenliği ve ekonomik alandaki ilişkiler konusunda görüş alışverişinde bulundu.
Başbakan Yardımcısı Bachvarova geçtiğimiz yıllarda çok tartışılan Bulgaristan – Türkiye sınırındaki tel örgünün kaldırılıp, kaldırılmayacağını konusunda, “Buradaki güvenlik çiti kalkmayacak, çit göçmenlere karşı alınmış bir önlemdir. Türkiye ile dostluk bağını etkileyecek bir durumu yoktur” şeklinde konuştu. Bachverova ayrıca basın mensuplarının, mültecilerin sınırı geçmesi halinde ateş emrinin olup olmadığını sorması üzerineyse; “İllegal geçişlerde de bazı haklar mevcut” şeklinde yanıt verdi.
Komşu ülke Başbakan Yardımcısı Bachvarova dün akşam saatlerinde Edirne’ye geldi. Vali Şahin’i makamında ziyaret eden Bachvarova’yı burada Belediye Başkanı Recep Gürkan, Dışişleri Bakanlığı Edirne Temsilcisi Başkonsolos Murat Ahmet Yö-rük ve bürokratlar karşıladı. Va-lilik makamında gerçekleştirilen yaklaşık yarım saatlik toplan-tının ardından basının karşısına geçen Bulgaristan Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Bachvarova ve Vali Şahin toplantının içeriğini kamuoyuyla paylaştı.
Vali Şahin, komşu ülke Başbakan Yarımdımcısıyla 3 konu görüştüklerini belirterek konu başlıklarını aktardı. Şahin; “Bugün sayın Bulgaristan Başbakan Yardımcısı ve aynı zamanda İçişleri Bakanı hanımefendiyle 3 konu üzerinde görüştük. Birincisi sel felaketlerinde bize yardımcı olmaları konusunu kendilerine ilettik. İkinci husus ise tel çitin kaldırılması gerektiğini ve bu konuda ısrarcı olduğumuzu söyledik. Bunun zaten başlangıçta geçici olarak yapıldığını ama devamlı şekle dönüştüğünü belirttik. Kendisi de bize, önceki hükümetleri zamanından intikal eden bir proje olduğunu ve bu projenin sonunu getirmemiz gerektiğini ifade etti. Üçüncü konu da mülteci olaylarında Edirne’de gayret gösterenlere değerli Başbakanları ve Bakanlar Kurulu’nun teşekkürlerini iletti” dedi.
Bulgaristan Başbakan Yardımcısı Bachvarova ise sınır güvenlikleri ve ekonomik alandaki işbirliklerinden dolayı Vali Şahin’e teşekkürlerini ilettiklerini belirterek; “İki ülke ilişkileri anlamında Avrupa Birliği’nde (AB) örnek oluşturan iki ülkeyiz. Bu konuda da şu ana kadar yaptığımız en iyi ortaklığımız sınır güvenliği konusunda mültecilerin korunması ve kapılardaki güvenlik sorunları konusunda yaptığımız çalışmalardı. Şu ana kadar ki sayın valimizin sınır güvenliği açısından yapacağı çalışmaların bizim tarafımızdan olumlu bulunacağını ve devam ettireceğimizi belirtmek istiyorum” şeklinde konuştu.
BACHVAROVA: “TEL ÖRGÜ KALKMAYACAK”
Başbakan Yardımcısı Bachvarova daha sonra basın mensuplarından gelen soruları yanıtladı. Geçtiğimiz yıllarda da çok tartışılan tel örgünün kaldırılıp, kaldırılmayacağını sorulduğu Bachvarova; “Buradaki güvenlik çiti kalkmayacak. Çünkü bu Bulgaristan Parlamentosu’nun aldığı bir karar. Fakat şunu da eklemek istiyorum ki, bu çit göçmenlere karşı alınmış bir önlemdir. Türkiye ile dostluk bağını etkileyecek bir durumu yoktur. İkili ilişkileri etkileyecek bağlamda yapılmış bir olay değildir” diye konuştu.
“İNSANİ AMA İLLEGAL BİR DURUM”
Bulgaristan’ın güneydoğusundaki Elhovo kasabasına yakın Sredetz köyünde geçtiğimiz günlerde gece saatlerinde Afgan bir sığınmacının Bulgar sınır polisi tarafından öldürülmesi hakkındaki soruyu yanıtlayan Bachvarova; “Öncelikle bu elim kaza için üzüldüğümü ifade etmek istiyorum. Fakat buradaki durumun sınır bölgesini ihlalden sonra oluştuğunu da belirtmek istiyorum. Yani illegal bir geçiş sonrası yapılan bir kaza sonucu ölen bir mültecidir. Hangi anlamda bakarsanız bakın elim bir kaza bu. Buradaki durum şu; bir sınır devriyesi işini yapmaya çalışmıştır, bir yandan da mülteci sınırı geçip grup halinde geçmeye çalışmış. Burada öyle bir durumla karşı karşıyayız ki, hem insani bir durum hem de illegal bir durum var ortada” ifadelerini kullandı.
“İLLEGAL GEÇİŞTE BAZI HAKLAR MEVCUT”
Bachverova son olarak basın mensuplarının, mültecilerin sınırı geçmesi halinde ateş emrinin olup olmadığını sorması üzerine; “Tekrar altını çizmek istiyorum. Burada illegal bir geçişten bahsediyoruz. Tabi ki burada insani bir durum var. Bizim bundan sonra yapmamız gereken bu insani duruma karşı bu tür kazaların yaşanmadan ne tür önlemler alınabileceğini hesaplamak. Ama bahsettiğiniz soruda da böyle illegal geçişlerde de bazı haklar mevcut” şeklinde konuştu.Olgay GÜLER

http://www.hudutgazetesi.com/haber/26359/sofyadan-edirneye-tesekkur.html

Read More →

BEYAZ SÜTUNDA KANIMIZ NAKIŞ

Kapıkule’nin orda,

Arda, Meriç ve Tunca’nın kesiştiği ırmaklarda,

beyaz kemerli köprü ortasında,

Selimiye süngüsünün derin gölgesinde,

Bulgaristan Türklüğünün kalbi atmakta.

At kuyruklu,

uzak ufukları görebilen Oğuz Kağan’ın torunu,

kıl heybesindeki yavrularını,

bu yol ayrımından

Balkanlar’ın eteklerine uğurlarken,

sanki önceden sezmiş,

suyun ötesine geçtiğimizde,

ileride başımıza gelecekleri.

Ne de olsa önceden bu topraklar,

atamızın meşhur buyruğundaki Urum Kağan’ınmış .

Bu fermanın ilk mısralarını hatırlayalım;

“- Ben Türklerin Kağan’ıyım,

Dünyanın dört bucağına hakim olmam gerekir.

Sizlerden itaat istiyorum.

Kim benim buyruğuma baş eğerse,

hediyelerini kabul eder dost sayarım.

Her kimde baş eğmez ise, ona gazap eder,

üzerine ordu çekip, baskın yapar yok ederim.”

Çin Kağan’ı itaatini ve dostluğunu bildirmiş.

Ama Urum Kağan’ı itaatini bildirmemiş

ve Trakya ovasında Türk cengaver cirit atmış…

Git zaman, gel zaman,

Edirne köprüsü altından çok sular geçti,

bazen oluk oluk al kanımız,

bazen de acı feryadımızın çığlığı sel olup aktı.

Bizim tek tesellimiz

ve tükenmeyen umudumuz,

güneydeki o şefkat ve sıcaklık saçan,

burç kulesinden bizleri gözetleyen,

iri ve keskin bakışlı ecdat gözüydü.

Karda ve tufanda,

yakıcı ağustos sıcağında bile,

bizim sadık bekçimiz her daim nöbetindeydi.

Tarihimizde ve hayatımızda

sembollerin yeri, anlamı ayrıdır.

Kapıkule,

Meriç üzerindeki beyaz kemerli köprü,

yanı başındaki yeşil Er meydanı,

biraz yukarıdaki Sinan’ın ihtişamlı mirası derken,

atar damarımızda akan kırmızı asil kanı

canlı ve diri tutan,

yeni bir sonsuzluk sembolü eklendi,

akıncı ecdadımızın Kapıkule’sine

– Türkan Bebeğin Beyaz Anıtı.

Srebrebnitsalı dört yaşındaki kız çocuğu sorabilmişti;

“- Anneciğim, küçük kızlar için küçük kurşun var mı !”diye.

Türkan’mız ise henüz masum ve siyah gözlü bir bebekti,

alnının ortasına hoyratça kurşun isabet ettiğinde.

Acısının yüreklerimizde kan seli akıttığında…

Bundan sonra bizim oralarda ıssız kaldı dağlar.

Su değirmenin ağır taşı altında ezildi bağrımız.

Çarklar durdu.

Fecirler den nefret eder olduk.

Hepimiz tek yürek sabır taşı olduk.

Ve yeniden

Oğuz Kağan’ın yadigarı olduğumuzu hatırladık,

çünkü kurt göklerin,

ala geyik ise toprağın ve ruhun sembolüydü.

Nice Türk Destanında olduğu gibi,

bizim dağının vadilerinde ve sarp kayalıklarında

kınalı geyikler ve ceylanlar dolaşırdı.

Küçük geyik ve ceylan yavrularına

uzatılan namlunun karşıtını bize

yine ecdadımız öğütlemekte.

Bir gün, Oğuz Kağan, ormanda bir geyik ele geçirip,

onu bir söğüt dalı ile bir ağaca bağlayıp,

oradan uzaklaşır.

Tan ağarırken gelip, görür ki, canavar geyiği yemiş.

Sonra, bir ayı tutar,

onu altın kuşağı ile ağaca bağlayıp gider.

Ertesi sabah, görür ki, canavar ayıyı da yeyip gitmiş.

Bu kez o ağacın dibinde kendisi durur

ve canavarı öldürür…

Söğüt dalı veya altın kuşakla o ağaca

bağlanan masum geyiğin ve suçsuz sevimli ayıcığın

akıbeti, kimin kinle tıpatıp benzeşmekte?

Türkan bebekleri,

onların çilekeş anne ve babalarını

kurtaramayanlar utansın!

Gün geldi, Türkan Bebek,

bir beyaz kanatlı melek gibi,

suyun ötesine ulaştı.

Sedefçi başı,

yeşil park inşa etti onun için.

Behçet’in maharetli parmakları

gece gündüz beyaz mermeri oydu

ve beyaz kanatlı meleği

yeniden anne kucağına

kavuşturdu…

Bu özgürlük sevincinin mahşerinde,

Doktor Esma’nın elleri titriyordu,

Türkan’ın beyaz tül duvağını açarken…

Hüngür, hüngür ağladı,

Arda boylarından gelen,

elleri katran ve menekşe kokan,

al yanaklı kadın alayı.

Kaderine küsmüş, boyunları kısalmış,

çakmak çakmak gözleri ışıldayan erkekler

suskundu,

dudaklarını ısırıyordu çaresizlik.

Suyun ötesinden, bön bön bakan

kızıl gözlü ajanlar da gelmişti,

Türkan Bebeğin dirilişine.

Ama o kahpe tek kurşunun

şimdiki sahibini öğrendiklerinde,

dört nala suyun ötesine koştular…

Yerli mal fanatikleri,

Türk kanı ve ruhu yoksunlarını da epeyce korku sardı.

Balkanlar’dan,

yiğit Mustafa’lar,

ölümsüz Türkan’lar tugayları

akın akın dönüyordu

Türkün öz Ana Toprağı’na.

Nehirlerin ve köprülerin kesiştiği noktada

atmakta kalplerimiz.

Anne ve kızının masumiyeti

bembeyaz sütünde yaşam bulmuş.

Sihirli yontucu,

kaderimizi beyaz mermere kanla oymuş.

İşte o beyaz muammada gizli bizim alın çizgimiz!

Şair ne kadar da doğru söylemiş;

“Elindeyse, beyazdan gel de sıyır beyazı!”

Mümin Topçu

Read More →