Review Category : Manşet Haberler

657. KIRKPINAR YAĞLI GÜREŞLERİ BAŞLADI

Edirne Belediyesi’nin organizasyonuyla gerçekleştirilen 657. Kırkpınar Yağlı Güreşleri düzenlenen törenle başladı. Pehlivan sayısında rekor katılımın gerçekleştiği güreşlerde 2 bin 228 pehlivan 14 boyda mücadele edecek. Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan açılış töreninde yaptığı konuşmada “Kırkpınar ağalığı sadece para vermekle olmaz. Biz Kırkpınar ağasının mert, yiğit, adam gibi adam olmasını bekleriz” dedi.

657. KIRKPINAR YAĞLI GÜREŞLERİ BAŞLADI

657. Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin açılışı Sarayiçi Er Meydanı’nda düzenlenen törenle gerçekleşti. Açılışa, Edirne Valisi Günay Özdemir, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Güreş Federasyonu Başkanı Musa Aydın, Kırkpınar Güreşleri Ağası Seyfettin Selim ile çok sayıda güreşseverler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından geçen yılın başpehlivanı İsmail Balaban, Türk bayrağını göndere çekti.

Burada bir konuşma yapan Edirne Valisi Günay Özdemir, “Er meydanı ve Türk güreşi, insan merkezli büyük bir medeniyetin oluşturduğu yaşam biçimidir. Türk güreşinin geleneksel olarak içinde barındırdığı ağalık, altın kemer, zembil, kispet, cazgır, davul-zurna, peşrev, yağlanma, pehlivan ve başpehlivanıyla bizim değerlerimizi ve kimliğimizi yansıtan, kendine has gelenekleriyle UNESCO’nun kültür mirası listesine girmiş marka değerimizdir” dedi

Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan ise, Ağalık İhalesi’nde üç önemli değişikli yaptıklarına dikkat çekerek, “Kırkpınar ağalığı sadece para vermekle olmaz. Biz Kırkpınar ağasının mert, yiğit, adam gibi adam olmasını bekleriz. Bunu beceremeyenler zamanı geldiğinde dökülen yapraklar gibi dökülür gider. Ağalık burada en yüksek parayı vermek değil, her pehlivanın adını bilmektir, sevinenle sevinmek, üzülen ile üzülmektir, her şeyi ile adam gibi adam olmaktır. Seyfettin Selim gibi, Alper Yazoğlu gibi olmaktır. Bu nedenle şartnamede değişiklik yaptık. Dosya bedelini 5 bin liradan 25 bin liraya çıkardık. İhale tarihinden itibaren ihaleyi alan ağa 15 gün içinde paranın tamamını yatıracak. Eğer yatırmaz ise ihale iptal edilecek. Birde ağalık ihalesi onaylanmadan paranın tamamı yatmadan ağalık unvanı kullanılamayacak” diye konuştu.

Güreş Federasyonu Başkanı Musa Aydın ise, bu yıl güreşlere 2 bin 228 güreşçinin kayıt yaptırdığını ifade ederek bu sayının yağlı güreş tarihinde rekor katılım olduğunu söyledi.

Kırkpınar Ağası Seyfettin Selim de, bu yıl yapılacak olan güreşler, 15 Temmuz şehitlerine yakışır bir şekilde olacağını söyledi.

Konuşmaların ardından Er Meydanı’nda pehlivanlar, hakemler, cazgırlar, davul zurna ekibinin yer aldığı kortej Edirne Belediyesi Bandosu eşliğinde Er Meydanı’nnda resmi geçit yaptı.

http://www.edirne.bel.tr

Read More →

Edirne Balkan Türkleri Federasyonundan Eski Zagra’da Yer İsimlerinin Değiştirilmesi Hakkında Basın Açıklaması

Bulgaristan Eski Zagra (Stara Zagora) Belediye Meclisi 31 Mayıs 2018 tarihli oturumunda ırkçı, aşırı sağcı partilerin hazırladığı yer isimlerinin değiştirilmesini öngören kararını onaylayarak bir skandala imza atmıştır. Kararla Şehre bağlı 51 ilçede Türk Arap kökenli yer adlarını çağdaşlaştırdıklarını ileri sürerek 838 yere Bulgarca isimler verilmiştir.

Bulgaristan Müslümanları Baş müftülüğü Belediye Meclisinin bu kararına tepki göstererek kararı bir bildiri ile kınamıştır. Kararın 1989 yılına dek iktidarda bulunan devrik diktatör Todor Jivkov rejimin ülkedeki Türk ve Müslümanlara karşı yürütülen asimilasyon sürecini anımsattığını ifade ederek karardan büyük endişe duyulduğunu belirterek, kararın Bulgaristan’daki çok kültürlü din ve etnik hoşgörü anlayışını zedelediği belirtilmiştir.

Karara bölgede yaşayan Türkler tepki göstererek isimlerin değiştirilmemesi için imza kampanyası başlatmışlardır.

Federasyon olarak 1984 yılında Jivkov döneminde başlayan Türklere karşı asimilasyon politikasına benzer uygulamaları ve nefret dilini şiddetle kınıyoruz.

Belediye meclisini, Bölgede yaşayan etnik ve Müslüman azınlıkların toplumsal kültürel ve dini alanlardaki haklarının çiğnenmemesi ve “Helsinki Son Belgesi ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi” ile güvence altına alınan ‘Etnik azınlıkların kendi kültürlerinden yararlanma, dinlerini açıklama ve uygulama, kendi dillerini kullanma, kendi gelenek ve göreneklerini yaşatma, kültür kimliklerini koruma’ haklarına saygı göstermeye davet ediyoruz.

Erhan Pekkan
Edirne Balkan Türkleri Federasyonu Genel Başkanı

Read More →

Stara zagora Belediye Meclisi 838 yer adının Türkçeden Bulgarcaya çevirme kararını onayladı

Stara zagora (Eski zara) Belediye Meclisi bu günkü oturumunda 838 yer adının Türkçeden Bulgarcaya çevirme kararını onayladı.

Karar 39 “evet”, 2 “hayır” ve 4 “çekimser” oyla alındı. Hak ve Özgürlükler Hareketinden 2 meclis üyesi karara “hayır” oyu verdi.

Stara Zagora Belediye Meclisindeki tüm siyasi partilerin temsilcilerinin yer aldığı geçici komisyon yaklaşık bir yıl Türkçe yer adlarının Bulgarcaya çevirisi üzerinde çalıştı.

Harici uzman danışmalarının, yer adlarının yeniden adlandırılmasına yönelik çalışmalara büyük katkısı oldu. Komisyon üyelerinin, tam anlamıyla anlaşılabilmesi için yerlerin bulunduğu alanların somut tarihi ve coğrafi özelliklerini dikkate almasıyla uzmanlar yer isimlerini harfiyen Bulgarcaya tercüme etti.

Komisyon üyeleri, yerlerin adlardan başka tanımlama numarasına sahip olduğu için yeniden adlandırmanın idari açıdan herhangi bir karmaşaya yol açmayacağına kanaat getirdiler.

Bölgede yaşayan Türklerden karara tepki

Eski Zara (Stara zagora) Belediye Meclisinde 31 Mayıs 2018 tarihli oturumunda 838 yerin Türkçeden Bulgarcaya çevrilmesi kararı bölgede yaşayan Türkler tarafından tepki görüyor.

İsimlerin değiştirilmemesi için Eski Zara Bölge Müftüsü Turhan Hasan tarafından başlatılan imza kampanyasına şehir içinden 200, etraf köylerden de 1000 imza toplandı. İmzaların Eski Zara Belediye Başkanı ve Meclis Başkanlığına sunulduğu anlaşıldı.

Kaynak: Kırcaali Haber

Read More →

Prof. Dr. Hayriye Süleymanoğlu Yenisoy hayatını kaybetti

Bulgaristan’daki Türkler başta olmak üzere Türk Kültürü üzerine çok sayıda araştırmalarıyla tanınan Prof. Dr. Hayriye Süleymanoğlu Yenisoy 24.03.2018 tarihinde Ankara’da vefat etmiştir.

Cenazesi 25.03.2018 Pazar günü öğle namazına müteakip Bursa Kestel’deki Hacı Çınar Camisinden kaldırılacaktır.

Kırcaali Haber Gazetesi ekibi olarak merhumeye Allah’tan rahmet sevenlerine başsağlığı dileriz.

Hayriye Yenisoy: 
Bulgaristan’da Memoğlu-Süleymanoğlu soyadıyla bilinen Hayriye Yenisoy 10 Mart 1934’te Filibe’nin (Plovdiv’in) yakınında bulunan Kriçim (Kırçma) kasabasında doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini Kriçim İptidaî Mektebi ve Rüştiyesinde yapmıştır. Bu eğitim ocağında hazırlıklı aydınlar öğretmenlik yapmış ve Türklerin eğitim ve kültürel kalkınmasına hizmette bulunmuşlardır. Türkiyeli aydınlardan da burada çalışanlar olmuştur. Birinci Dünya Savaşından sonra Bulgar Çiftçi Partisi Hükümeti zamanında Cafer Tayyar Paşa ordusundan Bulgaristan’a geçip Filibe’ye yerleştirilen Türk subaylarından iki subay Kriçim Türk okulunda öğretmenlik yapmıştır. Baki Muallim adında İstanbullu bir öğretmen de uzun yıllar bu okulda çalışmış ve 1937’de Bulgar makamları birçok Bulgaristanlı Türk aydınıyla birlikte bu öğretmeni de ailece Türkiye’ye göçe zorlamışlardır. Hayriye Memoğlu’nun öğrencilik yıllarında rüştiye, medrese ve özel kolej mezunları okulda öğretmenlik yapmıştır. Bunlardan Kriçimli İsmet Muallim, Filibeli Nihat Muallim ve Peştereli Kâmil Muallim Filibe Özel Fransız Kolejini bitirmişlerdir. 1947 yılına kadar Kriçim Türk okulu özel okul statüsünde kalmış ve Okul Encümeni tarafından yönetilmiştir. Hayriye Memoğlu’nun babası Mehmet Memoğlu da uzun yıllar Encümen başkanlığı yapmıştır. 1947’de okul devlet okulu olmuştur. Hayriye Memoğlu Rüştiyeyi bitirdikten sonra Kriçim Bulgar Kız Lisesinde okumuş ve 1952’de yüksek başarıyla mezun olmuştur. Aynı yıl Sofya Üniversitesinde Türk gençlerine Türkçe eğitim veren bölümler açılınca Hayriye Memoğlu da Türk Filolojisi Bölümünde öğrenimini sürdürmüştür. Üniversite yıllarında ünlü Türkologlardan ders dinleme şansı olmuştur: Bölümün açılışının ilk yılında öğrenciler asistan Riza Mollov’dan edebiyat nazariyesi ve Türk folkloru, öğretim görevlisi Gılıb Gılıbov’dan da pratik Türk dili ve Osmanlıca’dan 2 ders dinlemişlerdir. Ertesi ders yılında (1953-1954) Azerbaycan Türkologlarından Prof. M. Şiraliyev, Prof. M. Mirzazade misafir profesör olarak Bölümde bulunmuş ve Türk diyalektolojisi, çağdaş Türk dili dersleri okutmuşlar, Türkolojinin esasları alanında öğrencilere bilgi vermişlerdir. 1955’te Prof. G. Nemeth, asistanı G. Hazai ile birlikte Bölümde kalmış, Vidin ve AdakaleTürk ağızları üzerine bir dizi konferanslar vermiş, G. Hazai de kendisine asistanlık etmiştir. G. Hazai 1957-1959 yıllarında yine davet edilerek Türkolojiye giriş, Türk dilleri tarihi gibi dersleri okutmuştur. Türkiye’den Prof. H. Caferoğlu, Prof. S. E. Siyavuşgil, O. Ş. Gökyay; Leningrat (St. Peterburg) Üniversitesinden Prof. A. N. Kononov; Viyana Üniversitesinden Prof. A. Tietze, Polonya Türkologlarından Prof. E. Trijarski, Prof. Wl. Zajaczkowski gibi bilim adamları Bölümü ziyaret etmiş, bunlardan çoğu konferanslar vermiştir. Türk Filolojisi Bölümü 1956 yılına kadar Genel Dil Bilimi Kürsüsüne bağlı kalmış, bu tarihten sonra da müstakil bir kürsü olarak Batı Filolojileri bünyesinde varlığını sürdürmüştür.

Fakültenin öteki bölümlerinde olduğu gibi, Türk Filolojisinde de öğrenci bilimsel derneği kurulmuş ve bilim araştırmaları alanında ilk adımlar atılmaya başlamıştır. Bölümün öğrenci derneğini asistan R. Mollov yönetmiş, Hayriye Memoğlu da derneğin başkanlığına seçilmiştir. Yazmış olduğu ilk yazıları “Sabahattin Ali’nin Kuyucaklu Yusuf Romanı” ve “Mihail Şolohov ve Eserleri” başlıklı ilk yazıları 1955’te “Yeni Işık” gazetesinde yayımlanmıştır.

1956 yılında Bölüm ilk mezunlarını vermiş, bunlar arasında bulunan Hayriye Memoğlu da yüksek başarıyla diploma almıştır. Mecburî hizmet olarak Kırcaali Türk Öğretmen Okulunda (Türk Pedagoji Mektebinde) Türk dili ve edebiyatı öğretmenliğine atanmıştır. Okulda öğrenci derneği kurarak üye öğrencilerden bazılarıyla bölgedeki Türk köylerinden folklor malzemesi toplamıştır.

Üç yıl süren mecburî hizmeti sona erince Hayriye Memoğlu Eski Zağra (Stara Zagora) Öğretmen Uzmanlaşma Enstitüsüne “Türk Okulları” Kürsü başkanlığına atanmıştır. Enstitünün kurucularından biri olan Hayriye Memoğlu Bulgaristan Türklerinin Türkçe Eğitiminin gereken bilimsel-pedagojik düzeyde gerçekleşebilmesi için çalışmış, 3 Türk okullarını sık sık ziyaret etmiş, yaz aylarında Enstitüde öğretmenlere kurslar düzenlemiş, bilimsel-metodik içerikli makaleler yayımlamıştır. Ayrıca, bu yıllarda Türk folklor ve diyalektoloji malzemesi toplamaya da devam etmiştir. Enstitüde kaldığı dönemde Bulgar Bilimler Akademisinin Düzenlediği bilimsel ekspedisyonlara da katılmış, Kuzeydoğu Bulgaristan’da Gagavuzların dili, kültürüyle ilgili malzeme toplamıştır.

Eski Zağra Enstitüsünde çalıştığı yıllarda Sofya Üniversitesi Slav Filolojileri Fakültesi Bulgar Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğrenime başlayarak buradan da yüksek başarıyla mezun olmuştur. (Bu ikinci fakülteden almış olduğu diploması Hayriye Memoğlu-Süleymanoğlu /Hayriye Memova-Süleymanova/ adıyla verilmiştir). Ünlü Bulgar dilcilerden Vladimir Georgiev, Lübomir Andreyçin, Miroslav Yanakiev gibi profesörlerden ders dinlemek de büyük bir şans olmuştur. İki fakülteden mezun olarak, Türkoloji ve Slav dilleri alanında bilgilere sahip olması, Hayriye Memoğlu-Süleymanoğlu’nun bundan sonraki bilimsel çalışmalarının da büyük ölçüde yönünü belirlemiştir. Yayımlanmış eserlerinden büyük çoğunun, doktora tezi de dahil, Türk-Bulgar, Slav-Türk dil etkileşimi, folklor etkileşimi konusu olduğu açıkça görülmektedir.
Sofya Üniversitesi Türkoloji Bölümünün açmış olduğu sınavı yüksek puanla kazanarak burada 22 yıl çalışmış, çağdaş Türk dili, Türk dili ses bilgisi ve leksikoloji dersleri okutmuştur. Bölümün adı Türk Filolojisi, sonra Oryantalistik, daha sonraları da Türkoloji olmuş ve günümüzde de Türkoloji olarak Klasik ve Yeni Filolojiler Fakültesi bölümlerinden birini oluşturmaktadır.

Hayriye Süleymanoğlu, yaz aylarında Sofya Üniversitesi tarafından düzenlenen bilimsel ekspedisyonlara katılmakla görevlendirilmiş, Türklerin yoğun yaşadığı bölgelerde Türk folkloru ve diyalektolojisi araştırmalarında bulunmuştur.

Sofya Üniversitesi tarafından Bakü’ye gönderilerek Azerbaycan Devlet Üniversitesinde Türk dili ses bilgisi ve leksikoloji alanında ihtisas yapmış, Türkologların 4 çalışmalarını yakından tanıma olanağı bulmuş, bilim ufku genişlemiştir. Azerbaycan Yabancı Diller Enstitüsü Fonetik Laboratuvarında da deneyler yapmıştır. Daha sonraları Azerbaycan Bilimler Akademisi Dilcilik Enstitüsünde Tarihî Süreç İçinde Tük Dilleriyle (Lehçeleriyle) Slav Dilleri arasındaki Etkileşim konulu doktora tezini savunmuştur.

Üniversitede başasistan, kıdemli öğretim görevlisi olarak görev yaptığı yıllarda birçok Türkoloji öğrencisine tez danışmanlığı yapmış, Türkçenin leksik ve deyimler düzeyinde öteki dillerle etkileşimi konusu başlıca araştırma konusu olmuştur. Bundan sonra Bulgar Bilimler Akademisi Balkanoloji Enstitüsünün “Balkan Halklarının EtnikLengüistik ve Etnik-Kültür Sorunları” Bölümüne atanmıştır. Bulgarların “Büyük Gezi” olarak adlandırdıkları zorunlu Büyük Göçte ailece Türkiye’ye gelmiş ve burada Yenisoy soyadını almıştır. Böylelikle çalışma hayatında ikinci bir dönem başlamıştır.

1991 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde kadroya alınan, Bulgar Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalının kurucusu olan Hayriye Yenisoy, burada eski Bulgarca, Bulgar yazı dili tarihi, çağdaş Bulgar dili grameri, leksikoloji, diyalektoloji, stilistik gibi esas teorik dersleri okutmuştur. Lisansüstü ve doktora öğrencilerine danışmanlık yapmıştır.

Kısa süreyle Muğla Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Türk Lehçeleri Bölümü, Doğu Akdeniz Üniversitesi-Gazi Mağusa (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti), Sofya Yüksek İslâm Enstitüsü, Bakü’deki Azerbaycan Devlet Üniversitesi Filoloji Fakültesi, Oslo Üniversitesi (Norveç), Bulgar Bilimler Akademisi Bulgar Dili Enstitüsü gibi yüksek öğretim, bilim kurumlarında ders okutmuş veya konferanslar vermiştir. Türk Federasyonlarının davetlisi olarak Avusturya, Hollanda gibi ülkelerde düzenlenen yaz okullarında konferanslar vermiş, Avrupa’daki Türklerin eğitim konulu toplantılarına katılmıştır. Bir süre de T. C. Devlet Bakanlığı ve Kültür Bakanlığında danışman olarak geçici görevlerde bulunmuştur.

Bilimsel çalışmaları Türkoloji, Balkanoloji ve Slavistik alanındadır. Bir dilci olarak bilinen Hayriye Memoğlu’nun Bulgaristan Türklerinin sözlü ve yazılı edebiyatı üzerinde 5 de derleme, makale ve kitaplar hâlinde araştırmaları yayımlanmıştır. Bulgaristan’da çıkan Türkçe dergi ve gazetelerin, Bulgaristan Türk sanatçılarının dilini incelemiş, istatistik yöntem uygulayarak yazılı eserlerin üslûp zenginliğini, Bulgarcanın etkisi bakımından yazarların dilinin durumunu rakamlarla göstermiştir.

Bir milyon kelime biçimini esas alarak çağdaş Türkiye Türkçesini kelime zenginliği açısından, fonetik ve morfolojik açıdan araştırarak ilginç sonuçlar elde etmiştir. Söz gelişi, belirli metinler çerçevesinde en sık kullanılan kelimeleri, Türk yazı dilinin kelime zenginliğini rakamlarla göstermiş, günümüzün Türkiye Türkçesinde eklerin işleklik durumunu açıklamıştır.

Yukarıda da belirtildiği gibi, ciddi çalışmalarından biri de Türkçenin Balkan dilleriyle etkileşimi ve geçmişten günümüze kadar dayanan Slav-Türk dil ilişkileri olmuştur. Balkan dilleri üzerinde (Balkan Yahudilerinin Cüdezmo dili de dahil) Türkçenin etkisi, Osmanlı kaynaklarında Balkan toponim ve hidronimleri gibi başlıklı yazıları da bu çalışmaların bir bölümünü oluşturmaktadır.
Leksikografi alanında da çalışmaları vardır: Türkçe-Bulgarca Sözlük, BulgarcaTürkçe Tematik Sözlük, Türkçenin Sıklık Sözlüğü, Türkçenin Ters Sıklık Sözlüğü vb. Norveçli ünlü bilim adamlarından Prof. Alf Grannes ve Prof. Kjetil R. Hauge ile birlikte Bulgarcada Türkçe Kelimeler Sözlüğü üzerinde de yıllarca çalışmıştır. Eski Türk anıtlarıyla ilgili Rusça eserlerin Türkçeye çevirisini yapmış, Türkçeden Bulgarcaya ve Bulgarcadan Türkçeye kitap çevirileri de vardır.

Uluslararası Sosyolengüistler Derneği’nin üyesi olan Hayriye Memoğlu sosyolengüistik alanında da çalışmaktadır ve Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç etmiş Türklerin dilini incelemektedir.

Bulgaristan’da totaliter rejimin Türk halkına ırkçı bir politika uygulamaya başlamasıyla Türk aydınlarından birçoğu perişan edilmiştir. Bu karanlık dönemde Hayriye Süleymanoğlu’nun ailesi de nasibini almıştır. Şair ve araştırmacı Ahmet Şerif 6 Şerefli de şöyle yazmıştır: “Türklerle ilgili herhangi bir olay çıkınca Bulgar güvenlik organları ilk önce bu ailenin evine baskın düzenliyor, aileye nefes aldırmıyorlardı”. Evleri defalarca basılmış, zengin ev kitaplığından kitapları alıp götürülmüştür. Düzenlenen baskınlarda Hayriye Süleymanoğlu’nun Türkoloji konulu yayımlanmış ve henüz yayımlanmamış eserleri (müsveddeleri de dahil), yıllarca toplamış olduğu Türk folkloru ve diyalektolojisi malzemesine de kasetleriyle birlikte el konmuş, bir daha hiç bir şey iade edilmemiştir. Sofya Üniversitesi Yayınevince basılmış, henüz Üniversite matbaasında bulunan Bulgarca-Türkçe Tematik Sözlük’ü ve baskıda bulunan TürkçeBulgarca Sözlük’ü alınarak Üniversitede ırkçı bir politika izleyenlerin başında bulunan Rektör Prof. İlço Dimitrov’un çıkardığı 4170 Numaralı, 14.07.1981 tarihli yazılı emriyle yakılmaları için acilen bir komisyon kurulmuştur. Fakülte profesörlerinden bazıları bunu tepkiyle karşılayınca Rektörün 4592 Numaralı, 27 Temmuz 1981 tarihli yeni bir emriyle Bulgarca-Türkçe Sözlük Üniversitenin bodrum katındaki depolardan birinde demir parmaklıklarla bölünmüş bir yerde kilit altına alınmıştır. Söz konusu sözlükleri Hayriye Memoğlu’nun Bulgaristan Türkleri için hazırladığı ve bunlarla Türkler, ana dilleri Türkçeyi ve Türk kültürlerini unutmamalarını amaçlamış olduğu iddiaları ortaya sürülerek Hayriye Memoğlu’nun Bulgar Komünist Partisinin “TEK ULUS” kurma politikasına karşı çıktığı vb. politik nedenlerle suçlu bulunarak hakkında genel soruşturma açılmıştır. Bu soruşturma 10 Kasım 1989’da komünist rejim iktidarına son verildiği güne kadar devam etmiştir. Oysa iki sözlüğün de ön sözlerinde bunların Türkoloji Bölümü öğrencilerinin ihtiyaçlarını karşılamak için hazırlanmış olduğu ve böyle sözlükler hazırlamak için Hayriye Memoğlu’na görev verildiği açıkça belirtilmiştir. Aradan 13 yıl geçtikten sonra, Eylül 1993’te Üniversitenin yeni Rektörü Prof. Dr. İv. Lalov’un emriyle demir parmaklıklı bölmenin kapısı açılmış, Bulgarca-Türkçe Tematik Sözlük de özgürlüğüne kavuşmuştur. Sözlüğün özgürlüğe kavuşması Bulgaristan Cumhurbaşkanı Dr. Jelö Jelev sayesinde olmuştur. Türkçe-Bulgarca Sözlük’e gelince: Hayriye Süleymanoğlu’nun elinde sadece arşiv materyallerinden bir bölüm kalmış, bunlar üzerinde tekrar çalışmaya başlamış, 1989’un Büyük Göçünden sonra Ankara Üniversitesinde göreve başlamış, söz konusu sözlük üzerinde de çalışmalarını sürdürmüştür. 2007 yılında bu sözlüğün güncelleştirilmiş yeni varyantı T. C. Millî Eğitim Bakanlığınca Ankara’da yayımlanmıştır.

Herhangi bir emir olmadığı, işine son verilmediği hâlde Hayriye Süleymanoğlu Sofya Elektrokar Fabrikasında yaklaşık 4 yıl boyunca en ağır koşullarda temizlikçi ve işçi olarak çalıştırılmıştır. Bu fabrikaya Bulgar aydınları da gönderilip çalıştırılmıştır. Sonra da Sofya Üniversitesinden Bulgar Bilimler Akademisi Balkanoloji Enstitüsüne atanmıştır. Bulgar profesörlerin dediği gibi, o yıllarda Bulgaristan Anayasası dahi hiçe sayılmıştır.

Hayriye Memoğlu-Süleymanoğlu bu karanlık günlerde dahi millî benliğini, insanlık haysiyetini korumuş, Bulgar Güvenlik Sisteminin meşhur Altıncı şubesinde ve sık sık çağırılan ve haftalarca süren soruşturmalarda insanlığı, adaleti, Türklüğü savunmuştur. Tüm zorluklara göğüs gererek, her hareketiyle hapisanelerde, sürgünde bulunan yüzlerce öğrencisine, kader kardeşlerine manevi güç vermiş ve adı âdeta bir efsane olmuştur.

Hayriye Süleymanoğlu yıllar önce doçent seçilmiş, ancak Türkleri Bulgarlaştırma süreci başlayınca doçentliğinin onaylanması da durdurulmuştur. 10 Kasım 1989 tarihinde totaliter rejime son verilince Hayriye Süleymanoğlu’nun doçentliği de Bakanlar Kuruluna bağlı Yüksek Atestasyon Komisyonu tarafından onaylanabilmiştir.
Yukarıda da belirtildiği üzere Hayriye Yenisoy’un çalışma hayatında Türkiye dönemi de vardır. Bulgaristan’da yayımlanmış eserlerinde dilcilik konuları ağırlıklı olmuştur. Türkiye döneminde de bu alanda çalışmalarını sürdürerek Bulgaristan Türklerinin ve öteki Balkan Türklerinin edebiyatı üzerine de eserler yazmıştır. Özellikle Balkan Türklerinin göç felâketi ve bunun bir devamı olan Türkiye’deki sıkıntılı, üzüntülü uyum süreçlerinin edebiyata yansıması esas araştırma konusu oluşturmuş ve profesörlük için çalışmaları da bu konuda olmuştur.

Başlık olarak 250 dolayında eseri olan Hayriye Memoğlu’nun yazıları Türkçe, Bulgarca, Rusça, Slovakça ve İngilizce olarak Bulgaristan, Türkiye, Azerbaycan, Çekoslovakya, Norveç, Hollanda, A. B. D. vb. ülkelerde yayımlanmıştır. Bu başlıklar arasında Bulgarcaya ait kitapları da bulunmaktadır. Bulgarcanın gramerini Türk dilinde 8 ilk kez yazan Hayriye Süleymanoğlu olmuştur. Bu kitaplarda karşılaştırmalı yöntem uygulamış, Türkçenin ve Bulgarcanın fonetik, sözcük yapımı ve gramer özellikleri üzerinde durulmuş, bu iki dilin farklı ve benzer yönleri vurgulanmıştır.

25-30 yıl bir süreden sonra ilk kez Türk çocuklarına bir bağış ve hatıra olarak Türkçe ders kitaplarını eşi Mehmet Süleymanoğlu ile birlikte hazırlamıştır. T. C. Millî Eğitim Bakanlığı da bunları bağış olarak Bulgaristan Eğitim ve Bilim Bakanlığına göndermiştir.

Bulgaristan Cumhurbaşkanlığında, Eğitim ve Bilim Bakanlığında en yüksek düzeyde düzenlenen toplantılarda Haklar ve Özgürlükler Hareketini temsil eden komisyonun başkanlığını yaparak Türkçenin Türk çocukları olan okullarda zorunlu bir ders olarak okutulmasını ısrarla savunmuştur. Türkiye’ye göç ettikten sonra da Bulgaristan ile ilişkilerini kesmemiş, Türkçe öğretimi konusunda en yüksek Bulgar devlet makamlarıyla görüşerek bu konunun Bulgaristan yasaları çerçevesinde olumlu yönde çözümünü ısrarla istemektedir. Sofya Yüksek İslâm Enstitüsünde de Türkçe dersleri okutarak eğitime katkıda bulunmaya devam etmektedir. Sofya’da düzenlenen etkinliklere bildirileriyle katılmaktadır. Bulgar meslektaşlarıyla da sıkı ilişkilerini, ortak bilimsel çalışmalarını sürdürmekte ve Sofya’da çıkmakta olan uluslararası dergilerde makaleleri yayımlanmaktadır.

Hayriye Süleymanoğlu Yenisoy, Türkiye’de ve Türkiye dışında düzenlenen birçok ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum ve panellere bildirileriyle katılmıştır.

1994’te Süvari dergisinin, 2004 yılında da Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı’nın (TÜRKSAV) TÜRK DÜNYASINA HİZMET ÖDÜLLERİNE lâyık görülmüştür. Başka kurum ve kuruluşlarca da ödüllendirilmiştir.

Kaynak: Kırcaali Haber

Read More →

Balkan Türkleri Federasonunda ‘Pekkan’ dönemi

Edirne Balkan Türkleri Federasyonu tarafından gerçekleştirilen 6’ncı olağan genel kurulda mevcut başkan Nedim Dönmez görevi Büyükkarıştıran Yıldırım Mahallesi Muhtarı Erhan Pekkan’a bıraktı.

Edirne Balkan Türkleri Federasyonu 6’ncı olağan genel kurulu Devecihan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Genel kurula Edirne merkez, ilçe ve çevre ilçelerden çok sayıda kişi katıldı.
Mevcut Başkan Nedim Dönmez’in başkanlığını yürüttüğü federasyonun 6’ncı olağan genel kurulunda Dönmez bayrağı, Büyükkarıştıran Yıldırım Mahallesi Muhtarı Erhan Pekkan’a bıraktı. Erhan Pekkan genel kurulda yaptığı konuşmada kendisini destekleyen herkese teşekkür ederek; “Öncelikle yeni yönetimimizin Edirne ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Sizlerin zamanını çok fazla almak istemiyorum. Bizlere güvendiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Pazar günü hepiniz işinizi, gücünüzü, çocuğunuzdan fedakarlık ederek buraya geldiğiniz için sizlere minnettarız” dedi.
Öte yandan Edirne Balkan Türkleri Federasyonu’un yeni yönetimi şu şekilde oluştu:
Yönetim Kurulu:
Erhan Pekkan, Cengiz Dane, Semih Tabaköz, Erol Ateş, Veli Öner, Cevat Güneş, Erol Ulu, Nedim Dönmez, Mümün Gençoğlu, Fatma Özcan, Hikmet Çavuşoğlu, Ali Hacıoğlu, Atıf Mutlu, İsmail Kocaköse, Dinçer Başaran.
Denetim Kurulu:
Cevat Sedes, Bircan Güngör, Sevda Tandoğan.
Üst Kurul Delegeleri:
Erhan Pekkan, Veli Öner, Erol Ateş, Semih Tabaköz, Cevat Güneş, Mümün Gençoğlu, Atıf Mutlu, Mesut Çolak, Bener Muratoğlu, Mümün Düzgün, Nihat Cinoğlu, Ali Hacıoğlu, Yalçın Yılmaz, Hikmet Çavuşoğlu, Cevat Serdes, Orhan Hacıoğlu, İsmail Kocaköse, Mürüfet Şahinler, Hakan Candemiri, Şükrü Asarlı.

Olgay GÜLER

Read More →

BASIN AÇIKLAMASI

Merkezi Edirne’de bulunan Balkan Türkleri Federasyonu, günün birlik ve beraberlik günü olduğunu belirterek, dualarının canını, ruhunu Afrin’de ortaya koyan kahraman Mehmetçikle birlikte olduğunu bildirdi.

Balkan Türkleri Federasyonu Başkanı Nedim Dönmez yaptığı yazılı açıklamada şunlara yer verdi:

“Kahraman Ordumuz bir süredir Suriye’nin Kuzeyinde yuvalanan ve ülkemize tehdit oluşturan PYD, YPG, PKK  DEAŞ terör örgütlerini etkisiz hale getirmek için ülkemizin uluslar arası hukuktan kaynaklanan hakları, Birleşymiş Milletlet Güvenlik Konseyi’nin terörle mücadeleye yönelik 1624, 2170, 2178 sayılı kararları ve Birleşmişy Milletler Sözleşmesi’nin 51’inci maddesinde yer alan meşru müdafaa hakkını kullanarak 20 Ocak 2018 tarihinde Afrin’e harekat başlatmıştır.

‘Zeytin Dalı’ adı verilen harekatın amacı Suriye’nin Kuzeyinde yuvalanan terör örgütlerini etkisiz hale getirerek bölgemizde huzur ve istikrarı sağlamaktır.

Gün birlik ve beraberlik günüdür. Devletimiz ve kahraman ordumuzun yanındayız.

Dualarımız bu zorlu görevde canını, ruhunu Afrin’de ortaya koyan kahraman askerlerimizledir.

Kahraman Ordumuza başarılar diliyoruz. Cenabı Allah yar ve yardımcıları olsun. Güç, sabır ve zafer ihsan etsin.”

Hudut gazetesi – Edirne

 

 

 

Read More →

Bulgaristan’da Liderlerle Görüştü, Türkiye’ye Umutla Döndü

Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turhan Gençoğlu, BAL-GÖÇ Genel Kurulunda yaptığı çağrısını siyasi parti liderleriyle paylaştı.

“Zaman fedakarlık ve birleşme zamanıdır” çağrısını yenileyen Turhan Gençoğlu, Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da HÖH Partisi Onursal Başkanı Ahmet Doğan, HÖH Genel Başkanı Mustafa Karadayı ve DOST Partisi Genel Başkanı Lütfi Mestan ile bir araya geldi. Gençoğlu, HŞH Partisi Kurucu Başkanı Kasım Dal ile de önümüzdeki günlerde bir araya geleceğini belirtti.

Hem Türkiye’de hem de Bulgaristan’da yaşayan soydaşların uzun süredir Türk partililerin bölünmüşlüğüne son vermesi için gözlerin çevrildiği en etkili isim olan Turhan Gençoğlu, bu mücadelenin sembol ismi rahmetli Mümin Gençoğlu gibi kritik bir süreçte tarihi bir sorumluluk aldı. Gençoğlu, Türkiye’de başlattığı girişimlerini Bulgaristan’da üst düzeyde sürdürdü.

“Her şey çok daha güzel olacak”

Bugün geriye doğru gitmeye başlayan tüm kazanımların korunması, gelecekle ilgili ise önemli hak ve özgürlüklerin elde edilmesi için tarihi bir sürece girildiğini açıklayan Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turhan Gençoğlu, soydaşlar tarafından tam destek bulan girişimini Bulgaristan’ın başkent Sofya’da siyasi parti liderleriyle görüşerek önemli bir aşamaya taşıdı.

’Geçmişi geçmişte bırakalım. Zaman fedakarlık zamanı, zaman birleşme zamanıdır’ diyen Gençoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Birleşelim ve tek vücut haline gelip, ortak hareket ederek önümüzdeki dönemde Bulgaristan’da iktidar ortağı olarak soydaşlarımıza hak ettikleri hizmetleri daha iyi verebilelim. Bulgaristan’daki siyasi parti liderlerinin soydaşlarımızın, halkımızın birliği ve bütünlüğü için fedakarlık yapmaya hazır olduklarını belirtmeleri beni çok mutlu etti. Görüşmelerde, siyasi bütünlüğümüz için tek vücut olma talebimi tüm liderlerimize ilettim. Uzun uzun görüşmeler gerçekleştirdik. Bu sürecin kolay bir süreç olmadığını biliyorum. Birleşmenin, herkesin fedakarlık yapmasıyla gerçekleşeceğini düşünüyorum. Geçmişte bazı hatalar yapılmış olabilir, ancak artık geleceğe bakmamız gerekiyor. Önümüzdeki süreçte, birbirimizi eleştirmeyi bırakmamız gerekiyor. Genel başkanlarımızın, teşkilatlarını bu hususta daha dikkatli olacaklarını belirttiler. Bizler et ve tırnak gibiyiz, birbirimizi kırmadan hareket edeceğimizi düşünüyorum. Biz bunun üstesinden gelebilecek güçteyiz.”

Gençoğlu, herkesin beklediği, özlem duyduğu birleşmenin yeniden sağlanacağını ve akrabaların yeniden buluşacağını da sözlerine ekledi.

Kaynak : İHA

Read More →

Gençoğlu’ndan BAL-GÖÇ Genel Kurulu’nda tarihi çağrı

“Zaman fedakârlık ve birleşme zamanıdır”

Balkanların efsane ismi babası gibi hayatını soydaşların mücadelesine adayan Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turhan Gençoğlu, bugün Birleşmiş Milletler nezdinde dahi kabul gören BAL-GÖÇ’ün 17. Genel Kurulunda tarihi mesajlar verdi.

Türkçe eğitim gören öğrenci sayısı, ekonomik zorluklar ve göç, temsilde yaşanan sorunlar ile yaşanan siyasi çekişmelerin derinleştiğine dikkat çeken Gençoğlu, “Geçmişi geçmişte bırakalım. Zaman fedakârlık zamanı, zaman birleşme zamanıdır. Birleşelim ve tek vücut haline gelip, ortak hareket ederek önümüzdeki dönemde Bulgaristan’da iktidar ortağı olarak soydaşlarımıza hak ettikleri hizmetleri daha iyi verebilelim.” çağrısında bulundu.

BAL-GÖÇ’ün 17. Genel Kurulu yoğun katılımla Bursa Yıldırım Belediyesi Yunus Emre Spor Kompleksi’nde gerçekleştirildi. Kongrede alkışlar eşliğinde söz alan Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turhan Gençoğlu, BAL-GÖÇ’ün 1980’li yıllarda soydaşlara uygulanan insanlık dışı mezalimi kamuoyuna duyurmak amacıyla kurularak tüm dünyanın dikkatinin Bulgaristan üzerine çekilmesinin yanı sıra göç, intibak, emekli maaşları, isimlerini geri alınması, ikametgah, vatandaşlığın geri alınması, sosyal haklar, Türkiye’de oy kullanılması, denklik, BM süreci ve konfederasyon kurulması gibi önemli çalışmalara imza attığına dikkat çekti.

Sorunların çözümü noktasında başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Başbakan Binali Yıldırım, Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Eski Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Mehmet Müezzinoğlu, emeği geçen ve desteklerini esirgemeyen devlet büyüklerine, bursa milletvekillerine ve siyasi parti temsilcilerine teşekkür eden Turhan Gençoğlu, bugün gelinen noktada da yaşanan olumsuz tabloyu çarpıcı rakamlarla gözler önüne serdi.

Gençoğlu, ‘Bizler 33 yıldır çok büyük mücadeleler verdik, vermeye devam ediyoruz. Bulgaristan’daki okullarda 1990’lı yıllarda 115.000 civarında olan Türkçe ders gören öğrenci sayısının 10.000’lere düştü. Bulgaristan’da yaşayan soydaşlarımız; ekonomik zorluklarından dolayı genç olanları büyük kısmı Avrupa’ya, anne babaları ise ülkemize göç etmek mecburiyetinde kalıyorlar. Onların yaşadıkları yörelere daha iyi hizmet götürüp, ekonomik olarak kalkınmalarını sağlamak gerekiyor. Soydaşlarımızı temsil eden milletvekili sayımız 38’den 26’lara düştü.’

Gençoğlu, bu çarpıcı tespitlerinin ardından Bulgaristan’da soydaşlarımızı temsil eden siyasi parti başkanlarınıza çağrıda bulundu. ‘Geçmişte yapılanları unutarak artık birleşme ve tek vücut haline gelme zamanı gelmiştir. Geçmişte kimin hatalı olduğu önemli değil. Hepimiz fedakârlık yaparak, dünü bırakıp, yarına bakalım, küskünlükleri bırakıp birleşelim ve tek vücut haline gelip, ortak hareket ederek önümüzdeki dönemde Bulgaristan’da iktidar ortağı olarak soydaşlarımıza hak ettikleri hizmetleri daha iyi verebilelim. Siyasi bölünmüşlüğü bitirerek tek vücut haline gelip ortak hareket etmek, gerek Türkiye’de ve gerekse Bulgaristan’da yaşayan tüm soydaşlarımızın ortak dileğidir. Zaman fedakârlık zamanı, zaman birleşme zamanıdır.

Turhan GENÇOĞLU

B.R.T.K
Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu
Onursal Başkanı

Read More →

Türkan Bebek ağlattı

Bulgaristan Kırcaali’de 17 aylıkken annesinin kucağında şehit düşerek totaliter rejim döneminde direnişin sembolü haline gelen Türkan Bebek, soykırımın 33’üncü yıl dönümünde eski Göçmen Evleri semtinde adını taşıyan parkta anıldı…

Bulgaristan’da totaliter baskıcı rejim tarafından Türklere yapılan soykırımda direnişin sembolü haline gelen, 17 aylıkken annesinin kucağında hayatını kaybeden Türkan Bebek Edirne’de adını taşıyan parkta anıldı.
Soykırımın 33’üncü yıldönümü dolayısıyla Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği ile Edirne Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen tören Eski Göçmen Evleri olarak adlandırılan bölgede Türkan Bebek’in adını taşıyan parkta düzenlendi. Törene Vali Günay Özdemir, Tugay Komutanı Tuğgeneral Salim Afgün, Belediye Başkanı Recep Gürkan, Jandarma Komutanı Albay Alpaslan Doğan, Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Başkanı Zülfettin Hacıoğlu, federasyon ve dernek başkanlarıyla, Bulgaristan ve Edirne’den vatandaşlar katıldı.
Törene katılan derneklerin çelenk sunumuyla başlayan program saygı duruşu ve istiklal marşıyla devam ederken ilk olarak Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cevat Güneş konuştu. Güneş, törende kendilerini yalnız bırakmayanlara teşekkür ederken sözü Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Başkanı Zülfettin Hacıoğlu’na bıraktı.
“ATALARIMIZIN MEZAR TAŞLARINDAN  BİLE KORKTULAR”
Hacıoğlu, günün anlamının önemine değindiği konuşmasında; “Burada toplanmamızın amacı 1984 Aralık ayında başlayıp 1985 Mart ayında sona eren Bulgaristan Türkleri üzerine uygulanan asimilasyon girişimidir. O dönemde yapılan bütün asimilasyonların yanında mezarlıklardaki Osmanlıca-Türkçe mezar taşlarını yıktılar tahrip ettiler. İşte o zaman bende bir umut ışığı belirdi. Eğer ki benim atamın ceddimin mezar taşından dahi korkuyorsa bunlar başaramaz dedim. Aydınlık günler önümüzdedir dedim” dedi.
“SADECE 5 BİN 600 TÜRK GENCİ TÜRKÇE OKUYOR”
Günümüzde Balkan coğrafyasında birçok caminin onarıldığını ve diğer konularda da ellerinden geleni yapmaya çalıştıklarını söyleyen Hacıoğlu Türkçe öğrenenlerin sayısının azlığına dikkat çekti. Hacıoğlu; “Gerek Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç etmiş bizler, gerek buradaki kardeşlerimiz hep beraber camilerimizi onardık. Birçoğunun minareleri yoktu, son model halılar döşettik, klimalar koyduk. Layık olduğu seviyeye getirdik camilerimizi ama bir gidin bakalım cemaat nasıl? 1993 yılında Bulgaristan Cumhuriyeti’nde 114 bin Türk evladı Türkçe öğrenmek için okullara müracaat ediyor ve Türkçe okuyordu. Yıl 2017 Bulgaristan Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi rakamlarına göre 5 bin 600 Türk evladı Türkçe okuyor” diye konuştu.
“BU ANIT BURAYA TESADÜFEN YAPILMADI”
Törene katılımın az olmasından duyduğu rahatsızlığı da dile getiren Hacıoğlu; “Türkan Bebek Parkı ve Anıtı buraya tesadüfen yapılmadı. Arkamda 200’ün üzerinde göçmen konutu var. Burada akşam sabah işe gidip gelirken bu anıtı görüp insanlar birşeyleri hatırlar dedik. Şimdi arabamı şuraya parkederken balkonda veya camını açmış birkaç soydaşımızı farkettim. Bakıyorum da şu an burada devlet protokolünden fazla değiliz. Camınızı aralayıp bizi dinlemeyin, buraya gelin buraya. Bu anıt buraya tesadüfen yapılmadı. İzmir’den Adana’dan buraya kadar geliyorsak vatandaşlarımıza bunu anlatmak zorundayız” ifadelerini kullandı.
ŞEHİT POLİSİN ADI KIRCAALİ’DEKİ KÖYÜNDE YAŞAYACAK
Belediye Başkanı Recep Gürkan da Türkan Bebek ve asilimasyonda hayatını kaybeden tüm şehitleri anarken, Edirneli Şehit Polis Nefize Çetin Özsoy’un da bir Balkan göçmeni olduğu hatırlattı. Gürkan; “Bugün her ikisi de yaşasalardı Türkan Bebek’le aynı yaşta olan evladımız şehit Nefize Çetin Özsoy’u da birkez daha minnet ve rahmetle yad ediyorum. Kırcaali Belediyesi Başkanı Hasan Azis ile yaptığımız görüşmede dedik ki, Türkan bebeğimizin doğduğu köyde onun adına bir çeşmesi var. Biz Nefize kızımızın doğduğu köy olan Kırcaali’nin Çiftlik Köyü’nde de Nefize Çetin Özsoy adına da bir çeşme yapalım. Kanunlarımız gereği bu teklifi İçişleri Bakanlığımız’a ileteceğiz. Onların da onaylaması halinde en kısa zamanda kardeş belediyemiz Kırcaali Belediyesi’yle Çiftlik Köyü’nde Nefize Çetin Özsoy adına hatıra çeşmesini yaparak onun ismini de sonsuza kadar yaşatacağız inşallah” şeklinde konuştu.
Balkanlar’daki soydaşların her zaman yanında olacaklarını sözlerine ekleyen Gürkan; “Bizler Büyük Önder Cumhuriyetimiz’in Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün de dediği gibi muhacırlarız. Muhacırlar kaybedilmiş toprakların aziz hatıralarıdır diyor Atatürk. Zor günlerdi o günler ama Balkan coğrafyasının neresinde yaşamış olursa olsun geçmişte bütün muhacırlar bu zorlukları yaşadı. Hep birlik ve dirlik için mücadele ettik. Dinimizi bizi kocaman bir yorgan gibi kolla-maya çalıştı. Gurur kaynağımız Türklüğümüz bize sahip çıkmaya çalıştı. Sonuçta şunu gör-dük; direnenler hep kazanamaz ama kazananlar hep direnenler olmuştur. Biz her zaman bütün Balkan Coğrafyası’ndaki kardeşlerimizin hep yanındayız, yanlarında olmaya da devam edeceğiz” dedi.
Törende son olarak konuşan Vali Günay Özdemir de Türk milletinin tarih boyunca her zaman zulüm görenlerin yanında olduğunu hatırlatarak; “Dün olduğu gibi bu-gün de Dünya’nın neresinde zulüm varsa karşı çıkan ve aynı şekilde mazlumlara kapısını açan en büyük tek ülke olma vasfımızı hala sürdürüyoruz. Balkanlar’daki soy-daşlarımız tarih boyunca balkanlara barış, huzur getirmişler. Türkiye’de ki Balkan dostları olarak çok değerli hizmetler yapılmış. Bunların yanında Balkanlar’daki vatandaşlarımız, soydaşlarımız tarih boyunca ciddi sıkıntılar yaşamış. En son zulümler-den birisi de bugün andığımız Türkan Bebek ve şehitlerimizin olayı. Ama son dönemde Bulgaristan’da ve Balkanlar’da da gerçekten demokratik gelişmeler olmakta. Edirne olarak biz her zaman Balkanlar’a her türlü hizmeti yapmaya hazırız. Her türlü problemin çözümü için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız. Herkese gönlümüz açık” ifadelerini kullandı.
Bulgaristan’dan gelen öğrenciler günün anısına hazırladıkları sunumu sergilerken daha sonra Türkan Bebek anıtına çiçek bırakıldı.

Kaynak :Hudut gazetesi

 

Read More →

EDİRNE VE RAZGRAD ARASINDA İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ

Eğitim takas programları, kültür kurumları arasında iş birliği ile turizm ve ekonomik faaliyetlerin gelişimini kapsayan 5 yıl süreli protokol, Edirne Valisi Günay Özdemir ile Razgrad Valisi Günay Hüsmen arasında imzalandı.

Razgrad Valiliği’ndeki imza töreninde konuşan Vali Özdemir, protokolün Türkiye ve Bulgaristan arasındaki anlaşmalar çerçevesinde hazırlandığını söyledi.

Türkiye ve Bulgaristan arasında son yıllarda iyi ilişkiler olduğunun altını çizen Özdemir, şunları kaydetti:

“Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, üçüncü köprü açılışında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakanımız Binali Yıldırım ile görüşmüştü. 7 Ocak’ta Türkiye tarafından restoresi tamamlanan Demir Kilise açılacak, Borisov ile kabine üyeleri ve Bulgaristan’dan yetkililerin katılımıyla önemli bir açılış olacak. İnsanlığın kültürel miraslarına iki ülkenin de değer verdiğini görüyoruz. Bu tür ilişkilerimizin gelecekte daha da artacağına inanıyorum. Valiler olarak biz de bu olumlu gelişmeye ne kadar katkı sağlayabilirsek o kadar mutlu olacağız. Edirne Valiliği bu anlamda ilk kez yabancı bir valilikle böyle bir anlaşma imzalıyor. Bundan sonra Edirne Valiliği olarak Bulgaristan’daki diğer valilikler ve Yunanistan’daki valiliklerle bu tür anlaşmalar imzalayacağız.”

Razgrad Valisi Günay Hüsmen de Edirne heyetini ağırlamaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. Hüsmen, kendileri için de önemli bir protokol olduğunu vurguladı.

Hüsmen, “İsmimiz dışında mevkidaşımla pek çok ortak yönümüz var bunun dışında iş birliklerimizi iki ülke başbakanları da destekliyor. Başbakan Boyko Borisov bu işbirliğine önem veriyor. Her iki ülke için pilot projeler gerçekleştirmeye karar verdik. Bu iki halk için de çok iyi bir başlangıç olacak. Sizleri burada ağırlamak da ayrı bir gurur.” dedi.

Bulgaristan’ın Edirne Başkonsolosu Vasil Vılçev de toplantıya katılmaktan onur duyduğunu ifade eti.

Vılçev “Bulgaristan’da iller arasında yapılan ilk anlaşma. Bu adım, iki il arasındaki ilişkileri sıcaklaştıracağı gibi diğer illere de örnek olacaktır.” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Edirne Valisi Özdemir ve Razgrad Valisi Hüsmen, protokolü imzaladı.

Kaynak: http://www.edirnetv.com

Read More →